
Siyonistler Çılgınca Saldırırken Bizler Burada Sadece İzleyip Sadece Öfkelenmeyeceğiz!
Nurettin ŞİRİN
nureddin{x}velfecr.com
Dikkat! E-mail için {x} yerine @ işaretini yazınız. Bu değişim spam maillerden korunmak için yapılmıştır.
Siyonist işgal güçlerinin Filistinli mücahidlere yönelik giderek şiddetlendirdiği saldırılarını, şimdi de Hamas ve Filistin İslami Cihad liderliğine yönelttiği görülmekte.
Son olarak Gazze’daki Hamas’ın önde gelen liderlerinden Halil el Haya’nın evine yönelik gerçekleştirilen füze saldırısında, El Haya’nın ailesinden 8 masum Filistinli vahşice katledildi.
Siyonist İsrail rejimi başbakanı Ehud Olmert savaş kabinesini toplayarak aldığı kararda, bundan sonra aşamalı olarak Filistin liderlerine yönelik saldırıların gerçekleştirileceğini açıklamıştı.
Kuşkusuz ki Siyonist İsrail rejimini bu denli çıldırtan, Hamas ve İslami Cihad hereketinden Filistinli mücahidlerin Siyonistlere yönelik sürdürdüğü muazzam ve yıkıcı füze operasyonları oldu.
Öyle ki füze yağmurları altında ölüm-kalım derdine düşen Yahudi yerleşimciler toplu olarak kentlerini terk etmeye başladılar. Yerleşim bölgelerinin topluca boşaltılmasının “Hamas için bir zafer” olduğunu açıkça söyleyen Siyonist rejim başbakanı Ehud Olmert’in, savaş bakanı Amir Peretz’i de yanına alarak Sderok kentine gittiğinde Kassam füzeleri yağmaya başlamış, Olmert ve Peretz korumalarının yardımıyla bir eve sığınmak zorunda kalmışlardı.
Elhamdulillah..!
Füzelerden kaçan bir başbakanı gören Yahudi yerleşimcilerin “aman kenti terk etmeyin, bu Hamas için büyük bir zafer olur” sözünü, Olmert’in suratına çarpmaktan başka yapacak bir şeyleri de yoktu.
Elhamdulilah..!
Filistinli mücahidlerin son füze operasyonları, İsrail askeri istihbarat uzmanlarının da belirttiği üzere, atılan hedeflere doğrudan isabet ederek ağır yıkımlara yol açıyordu. Son füze saldırısında ise Yahudi yerleşim bölgelerinin alev alev nasıl yanmaya başladığını bütün dünya gördü.
Elhamdulillah..!
Geçen yıl Temmuz ayında Hizbullah’ın füzelerinden dolayı yüz binler halinde kentlerini terk eden, sığınaklara girip 33 gün boyunca bu sığınaklardan çıkamayan Yahudiler, şimdi Filistinli mücahidlerin füze operasyonları karşısında kentlerinden kaçıp sığınaklara doluşuyorlar…
Elhamdulillah..!
Filistin İslami direniş komutanları, bundan sonra Siyonistlere yönelik daha uzun menzilli füzeler kullanacaklarını ve birçok Yahudi yerleşim bölgesini füzelerine hedef alacaklarını açıkladığında, Siyonist rejim yöneticileri tam bir panik yaşamaya başladı.
Bunun bir blof olmadığını çok iyi bilen Siyonist rejim şefleri, kendilerinin nasıl kurtarabileceklerinin telaşına kapıldılar, “yarın geç olmadan şimdiden bir şeyler yapmalıyız!” diyen Siyonist şefler, bunun için Filistin mücahidlerine ağır saldırılar yapma kararı aldılar…
Filistin İslami direniş hareketi bu zafer dolu günlere kararlı ve boyun eğmez bir direniş, emsalsiz bir fedakarlıkla geldi. Filistin’in kahraman evladları peşi sıra şehadete koştu, 57 yaşındaki Filistinli anneler bombaları göğsüne bağlayarak Siyonist düşmanın arasına daldı; Siyonistlerin bombardımanları altından parçalanmış çocuklarının kanlı bedenlerini çıkartarak bu kurbanları Allah’a verdikleri söze şahit kıldı.
Filistin İslami direniş erleri Ahmed Yasin’lerini Fethi Şekaki’lerini, Abdulaziz Rantisi’lerini Kudüs uğruna Rabbine “kurban” olarak sunarken, Filistin’in özgürlüğü yolunda hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacaklarını ispatlamış oldular; şimdi de şehid önderleriyle “kan misakı” yapan kahraman İslam onların bayrağını kendi kanlarıyla dalgalandırmaya devam ediyor..
Siyonist İşgal güçlerinin bu yeni saldırıları, “3. Filistin intifadası”nın da yaklaştığını göstermektedir; bütün dünya Filistinlilerin Siyonist düşmana nasıl bir ders vereceğini şaşkınlık içinde izleyecek, Siyonistler bu saldırılarının bedelinin ne kadar da ağır olduğunu acı içinde göreceklerdir…
Filistin İslami direniş önderleri, Siyonist düşmana karşı “tüm seçenek”leri uygulayacağını söylerken, Filistin’in izzet ve şeref dolu kahraman savaşçılarının nasıl sürprizler yapacaklarını herkes görmüş olacak: Allah’ın izni ve yardımı ile, göğüslerini düşmanın füzelerine açan yiğit mücahidlerimiz Siyonist düşmanı kan denizinde boğup zillet ve hezimet çukuruna gömecektir…
Filistinli İslami direniş önderleri verdikleri mücadelenin sadece Filistin toprakları adına olmadığını, bilakis bütün dünya Müslümanları adına savaştıklarını defalarca ilan ederek, dünya Müslümanlarının yanlarında olmasını istediler ve kardeşlik ellerinin kendilerine uzanmasını beklediler.
Böylesi ateş sağanağında sınanan Filistinli kardeşlerimize kimlerin yardım eli uzattığını, kimlerin onları yapayalnız bıraktığını ve kimlerin ise onları arkadan vurmaya kalktığını herkes gördü…
Ya biz Türkiyeli Müslümanlar? İtiraf etmeliyiz ki, sürmekte olan tüm bu saldırıları, gerçekleştirilen insanlık dışı katliamları, oluk oluk akıtılan kanları çoğunlukla izlemekle yetiniyoruz; oturduğumuz yerde öfkeleniyor, ancak bu siyonist düşmanı lanetlemekten öte gidemiyoruz!
Allah için soralım kendi kendimize; gerçekten de Filistin’deki bu kutlu direnişi paylaşmak için bundan öte yapacak bir şey yok mudur?
Allah için soralım kendi kendimize; “dünya sevgisi” ve “ölüm korkusu” veya başka tamah ve kaygıların ağından kendimizi kurtarıp atacak başka adımlarımız yok mudur?
Kan içici siyonist düşmanın saldırıları karşısında bir an olsun bile korku ve yılgınlığa kapılmayan, kurban verdikçe daha da çok coşup daha da çok dalgalanan Filistinli kardeşlerimiz Siyonist düşman karşısında göğüslerini bu denli siper edinirken, buradaki kardeşlerinin onlara uzatacağı eli, onlara uzatacağı bir bileği yok mudur?
Allah için, Allah için, Allah için! Bizler bu ülkenin dört bir yanında halka halka Filistin için seferber olamaz mıyız? Bizler de göğüslerimizi açıp “bu da benim göğsüm!” diyemez miyiz?
Hz. Seyyidüşşüheda İmam Hüseyn’in haykırdığı gibi; “Zillet bizden uzaktır; zillete boyun eğenlere yazıklar olsun!” şiarıyla bu kan içici siyonist düşmana karşı yumruklarımızı sıkamaz mıyız?
Şehid Ahmed Yasin’in “Ya Rabbi! Ümmetin sessizliğini sana şikayet ediyorum!” sözü hala daha kulaklarımızda çınlamıyor mu? Ahmed Yasin ve Abdulaziz Rantisi’lernin üzerine yağan füzelerin, şimdi de İsmail Haniye’lerin, Mahmud Ez Zahar’ların ve diğer Hamas liderlerinin üzerine yağdığını da görünce, yine kahırlanıp öfkelenmekten öte bir şey yapmayacak mıyız?
Kardeşler!
Şu anda Filistinli kardeşlerimiz tam bir onur ve şeref ile direniş ve sadakat sınavından geçerlerken, bizler de burada dürüstlük, mertlik ve ahde vefa sınavından geçmekteyiz; sözlerimizin ne kadar arkasındayız? Atacağımız adımlarla gösterelim ki bu sınavda yüzümüz kara olmasın, çelikleşen bileklerimizle gösterelim ki bu sınavda karnemiz kırıklarla dolmasın, yüreklerimizi ortaya koyalım ki bu sınavda, adımız “korkaklar”a çıkmasın..!
Eğer gerçekten var isek:
Bismillâh, lillâh ve fî sebilillâh…
Gün bu gündür…
Allahuekber..!
Ya Rabbi! Ayaklarımızı sabit kıl, üzerimize sabır yağdır!
Ya Rabbi! Varlığımızı Filistin ve özgür Kudüs yolunda bir ensar ve bir kurban kıl!
Ya Rabbi! Uğrunda mücahede edenlere açacağını vaad ettiğin yolları bize de aç!























